Eğitim
Bakanları Bükreş Konferansı, Romanya Milli Eğitim Bakanlığı,
Avrupa Birliği Portekiz Başkanlığı (Eğitim Bakanlığı)
ve Avrupa Komisyonu tarafından ortaklaşa düzenlenmiştir.
Ortak Avrupa Eğitim Evinin güçlendirilmesi
için belirtilen strateji ve daha önce toplanan Budapeşte,
Prag ve Varşova konferanslarında yapılan müzakereler
ve tanımlamalara ulaşmak üzere Bükreş Konferansı, Sosyal
Uyum ve Kalite çalışmaları üzerine odaklanmıştır.
Toplantının iki açılış konuşmacısı Portekiz
Eski Eğitim Bakanı Prof. Marçal Grilo ve Romanyalı uzman
Mihai Korka "Sosyal Uyum ve Kalite" konusu üzerine kendi
bakış açılarını da belirterek atölye çalışması ve genel
kurul oturumunda Bakanların tartışacakları konuların
çerçevesini belirlemişlerdir.
Bilgi ve yenilik tabanlı bir toplumda
aktif vatandaşlar geliştirme konusunda eğitimin önemi,
sosyal uyum çalışmaları ve eğitimin kalitesi konularına
daha çok odaklanmayı gerektirmektedir. Toplumlarımızın
ve ekonomilerimizin karşısına çıkan en önemli problemler,
iyi bir başlangıç eğitimi almış ve bu eğitimi sürekli
güncelleştiren bir nüfus ile çözülebilir.
İki gün süren görüşmeler sonunda, Avrupa
Eğitim Bakanları Konferansı, toplumlarımızı iyi bir performansa
ulaştıracak bazı can alıcı konuların altını çizmiştir.
Eğitimin toplumsal ve ekonomik gelişmedeki
rolü, onun ekonomik anlamda bir yatırım olarak algılanmasını
gerektirir. Bu açılardan eğitim, tüm sektörlerde personel
geliştirme ve kendi kültürel boyutunu tamamlamada etkili
olmaktadır.
Bilgi tabanlı, doğal olarak da öğrenen bir toplumda vatandaşları
yaşama ve işe hazırlama gereksinimi, toplumun farklı
kesimlerine öğrenme olanakları sunan bir yaşam boyu öğrenme
stratejisi gerektirmektedir. Bu strateji, eğitim sistemlerinin
ve okulların, toplumun farklı kesimlerine (her yaşa,
eğitime ve öğretimin her düzeyine) hizmet verecek şekilde
hazırlanması zorunluluğu ve diğer kurumlardan (eğitim
merkezleri, özel girişimciler, yerel yönetimler, dernekler
vb.) destek alması gerekliliğini belirtmektedir.
Eğitim sistemleri ve okullar, ilköğretim
süresince bireysel gelişim ve kültürel değerlerin korunması
doğrultusunda yerine getirdikleri çok önemli bir rolü
içeren geleneksel fonksiyonun yanı sıra yaşam boyu öğrenme
için temel becerilerin herkese kazandırılması rolünü
de üstlenmelidir. Öğrenme güçlüğü olan bu nedenle özel
pedagojik stratejilere ve özel tesislere gereksinim duyan
gençler, üzerinde durulması gereken bir başka konudur.
Okullar, aile ve yerel toplumların işbirliğini gerektiren
sosyal katılım sürecinde de önemli rol oynayacaktır.
Ayrıca sosyal uyum için bir araç olarak ilköğretimin
önemi vurgulanmaktadır.
Farklı sosyal çevreler okullardan, mücadelelere,
ortak hedefler (temel beceriler) ve olası farklı yaklaşımlar
doğrultusunda cevap verme yeterliliğini beklemektedirler.
Bütün bu görevlerin ve mücadelelerin
üstesinden gelmesi için değerlendirme ve sorumluluk süreçlerinin
yanı sıra ulusal, bölgesel ve yerel yönetimlerle özel
işbirliği bağlarının geliştirilmesi konularında, okulun
özerklik ve sorumluluğu desteklenmelidir. Bununla birlikte
okulların başarısı nitelikli ve kalıcı bir öğretim kadrosu,
liderlik ve bir gelişim planı gerektirmektedir. Öğretmen,
öğrenci ve velinin aktif katılımı çok önemlidir.
Sadece okulların donanımı değil aynı
zamanda yeni pedagojik stratejileri ve öğretmen eğitimini
gerektiren bilgi ve iletişim teknolojileri de okulun
gelişimi için çok önemli etkenlerdir.
Bütün bu amaçlar, geleceği hazırlayacak
yaşamsal bir öğe olarak eğitime öncelik (finansal anlamlarda
da) verilmesi gereğini vurgulamaktadır. Eğitim yetkililerinin
sorumluluğunda, ulusal deneyimler ve sistemler de göz
önünde bulundurularak, kamu/özel ortaklığı potansiyeline
özel önem verilmelidir.
Bu temel hedeflerin birçoğu, Avrupa
Komisyonu e-Öğrenme girişiminde öngörülmektedir. Bu girişim,
e-Avrupa eylemleri, Lüksemburg süreci istihdam tüzükleri
ve diğer topluluk eylemlerindeki farklı eğitim unsurlarını
bir araya getirmektedir. E-Öğrenme 23 ve 24 Mart 2000
tarihinde düzenlenen Lizbon Avrupa Konseyi tarafından
ortaya konan genel bakışın çok önemli bir ögesi olacaktır.
Gerek yeni gerekse geleneksel rollerini
yerine getirmesi için eğitimin geliştirilmesi, sosyal
uyumun garantisi olarak eğitimde kalitenin korunması,
dahası güçlendirilmesi ve bu nedenle demokratikleştirme
sürecine olumlu cevap verilmesi gereğini gizlememelidir.
Eğitim Bakanları sosyal, ekonomik ve
kültürel hedeflere ulaşmada eğitim sisteminin kapasitesini
ölçmek ve izlemek için nitel bilgi tabanlarını güçlendirmenin
önemini vurgulamışlardır. Bu açıdan, bir grup ortak yeterliliğin
tanımlanması-ulusal sistem özelliklerine tümüyle saygılı
olmak üzere-özellikle kalitenin artırılması ve geçerli
göstergelerin yaratılması için karşılıklı işbirliğinin
geliştirilmesinde önemli bir destek olabilecektir.
Bu konuda 1998 Prag Konferansında Komisyona
verilen talimatın sonucu olan " Okul Eğitiminde Kalite
Avrupa Raporu" Eğitim Bakanları tarafından memnuniyetle
karşılanmıştır. Bu rapor, Ortak Avrupa Eğitim Evinin
güçlendirmesini destekleyen kalite göstergelerini belirleyen
Avrupa düzeyindeki ilk adımı oluşturmaktadır. Bu nedenle
Bakanlar, Komisyonu kendileri tarafından görevlendirilmiş
ulusal uzmanlarla birlikte, bu kalite göstergelerinin
tam kullanımını sağlayacak özel Avrupa metodolojilerini
geliştirmek üzere, çalışmalarını sürdürmeye davet etmiştir.
Bu metodolojilerde değerlendirmeler, durağan bir yaklaşımın
ötesinde, dinamik yapılarını göz önüne alarak eğitim
sistemlerinin durumuna dinamik bir bakış olarak tasarlanmalıdır.
Bu metodolojiler ayrıca yumuşak nitelikleri hedefleyen
metotları göz önünde bulundurmalıdır. Lizbon Zirvesinden
çıkan kararları uygulamak için, yaşam boyu öğrenme göstergelerinin
geliştirilmesi gerekmektedir. Amaç, bir derecelendirme
yapmaktan çok, kendini değerlendirmek ve Avrupa Ülkeleri
işbirliği aracılığıyla en iyi deneyimlerin belirlenmesini
sağlamaktır. Göstergeler, Lizbon Avrupa Konseyinin devamı
olarak açık işbirliği yöntemi ve bu konferansa katılan
ülkelerde eğitimin kalitesi ile ilgili gelişmeler üzerinde
politik tartışma sağlaması açısından önemlidir. Bu nedenle
Komisyon, kalite göstergeleri alanında çalışmalarını
sürdürmeye ve gelecekteki potansiyel girişimler üzerine
Bakanlara daha ayrıntılı teklifler sunmaya davet edilmiştir.
Haziran 2001'de İsveç'in başkanlık dönemi
sırasında, düzenlenecek bir sonraki konferans için Letonya
temsilcileri Riga'da ev sahipliği yapma isteklerini duyurmuşladır.
İsveç ve Avrupa Komisyonu bu teklifi memnuniyetle karşılamışlar
ve gelecek etkinliğin düzenlenmesinde Letonya yetkilileri
ile işbirliğini kabul ettiklerini belirtmişlerdir.
Bakanlar Eğitim Reformu konusunda Genişletilmiş
Graz Sürecindeki gelişmeleri memnuniyetle karşılamışlar
ve 1999 Budapeşte konferansından bu yana Güney Doğu Avrupa'da
işbirliğinin bölgesel boyutunu vurgulamışlardır.
Bu bağlamda tüm taraflar sosyal ve ekonomik
reform sürecini desteklemeye, ikili ve çok taraflı düzeyde
eğitimde işbirliğini güçlendirmeye katkıda bulunmalıdırlar.
Bütün Bakanlar, aday ülkelerin Topluluk
programlarını(Socrates, Leonardo da Vinci ve Youth) tümüne
artan katılımının önemini özellikle vurgulayarak, Avrupa
Eğitim Bakanları yıllık Konferanslarının özel öneminin
altını çizmişlerdir. Bakanlar, bu konferanslar arasındaki
dönemlerde işbirliği etkinliklerinin, esas olarak uzmanlar
düzeyinde, aday ülkelerin uzmanları da dahil edilmek
üzere, genişletilmesini teklif etmişlerdir. |