KONFERANSIN ÖZETİ
Avrupa Eğitim Bakanları Konferansı 24-26
Haziran 1999 tarihinde Budapeşte'de yapıldı. Konferans;
Macaristan Eğitim Bakanlığı, Avrupa Birliği Konseyinin
Alman Başkanlığı ve Avrupa Komisyonu tarafından ortak
düzenlendi. Yapısal diyalogun ve daha önce Varşova ve
Prag'da düzenlenen konferansların devamı olan bu konferansa,
Avrupa Birliği ile Phare Ülkelerinin Eğitim Bakanları,
gözlemci olarak Bağlantılı Ülkelerden Kıbrıs, Türkiye
ve Malta Bakanları, Hırvatistan Eğitim Bakanı ile Avrupa
Konseyinin temsilcileri katıldı.
Konferans, "Avrupa Eğitim Evi: Eğitim
ve Ekonomi-Yeni bir ortaklık" sloganı altında düzenlendi.
Konferansın tartışma bildirisinde eğitim ile iş dünyası
sektörü arasındaki temel sorunlar ve yeni bir ilişki
için eğilimler tanımlandı ve okuldan iş dünyasına geçişi
kolaylaştırmada ortak görevlerden, dezavantajlı kişilerin
entegrasyonu için eğitim ile iş dünyası sektörünün sorumluluklarına
kadar değişik hususlarda önemli konular tartışıldı. Torino'daki
Avrupa Eğitim Vakfı ile Bochum'daki Mukayeseli Eğitim
Araştırma Merkezi Orta ve Doğu Avrupa devletlerinde eğitim
ile iş dünyası sektörü arasındaki işbirliğinin genel
görünümünü anlatan bir inceleme sundular. Bu bildiriler;
konferansın temasına uygun olan ve "Kalite Göstergeler"
konusunda çalışan komisyonun ilk bulgularının sunulduğu,
TEMPUS, LEONARDO DA VINCI ve SOCRATES adlı Avrupa eğitim
programları için sonuçları ve gelecekteki olanakları
belirten Avrupa Komisyonunun üç bildirisiyle desteklendi.
Eğitim Bakanları, bundan başka, Kosova
ihtilâfının eğitim alanındaki etkilerinin üstesinden
gelinmesi ve Avrupa çerçevesinde eğitim alanındaki işbirliğinin
güçlendirilmesi için gerekli olan adımların atılması
sorunlarıyla karşılaştılar. Bu konuda, bu bildirinin
bir parçası olan bir deklarasyonu kabul ettiler.
Eğitim ile iş dünyası sektörü arasındaki
yeni ortaklık konusundaki tartışma ortamı; Alman ve Macar
görüşlerini yansıtan eski bakan Dr Klaus von Dohnanyi
ve Macaristan Bilimler Akademisi Genel Sekreteri Profesör
Norbert Kroo'nun konuşmalarıyla sahneye çıkartılmış oldu.
Eski Bakan Dr Klaus von Dohnanyi, bilgiye dayalı toplum
ve bilgi toplumuna doğru olan gelişmelerden dolayı ortaya
çıkan yeni eğitsel gereksinimleri analiz etti ve yaşam
süresince sürekli öğrenmenin ve karakter ile kişilik
sorumluluğunun önemini altını çizerek belirtti
Macaristan Bilimler Akademisi Genel
Sekreteri Profesör Norbert Kroo; üniversiteler, araştırma
enstitüleri ve endüstri arasındaki verimli işbirliğinin
gereğini vurguladı ve en yüksek nitelik düzeyinde oryantasyonun
gereğini ifade etti.
Bu görüşleri, bakanların tartışması
izledi. İş dünyasının temsilcileri de tartışmaya katıldılar.
ULAŞILAN SONUÇLAR
Bakanların görüşmeleri sonunda aşağıda belirtilen ortak
sonuçlara ulaşıldı:
1. Sürekli olarak bilgi, enformasyon ve hizmetlere dayalı
olan toplumdaki gelişmede, eğitim, tüm Avrupa ülkelerinde,
eğitimin amaç ve içeriklerini revizyona tabi tutma ve
yeni bir öğrenme kültürü sorunuyla karşı karşıyadır.
Küresel rekabetin karşısında güçlü olabilmek için Avrupa'da
eğitim ile ekonomi arasında yeni bir ortaklığın geliştirilmesi
konusundaki kanaati Bakanlar paylaşmışlardır. Bu bağlamda
Bakanlar, eğitimin asıl misyonunun, karakter geliştirme,
kültürel ve sosyal yeterlikler de dahil olmak üzere,
bir bütün olarak kişiliğin geliştirilmesine devam etmek
olduğunu teyit etmişlerdir. Bununla birlikte, çalışma
dünyasıyla bağ kurma ve istihdamın geliştirilmesi; öğrenme
süreci içerisine, geçmişe oranla daha artan bir şekilde
katılmalıdır. İş hayatı sektörünün eğitimin gelişmesine
katkı sorumluluğu artmaktadır. Bu nedenle Bakanlar, eğitim
ile iş hayatı sektörü arasındaki yeni bir ortaklık için
hem ulusal hem de Avrupa düzeyindeki girişimler destekleyecektir.
Mevcut enstrümanların etkili olarak kullanılması ve farklı
eğitim düzeylerinde yeni işbirliği şekillerinin deneme
de bu desteğe dahildir.
2. Hükümet, iş hayatı sektörü, sosyal ortaklar ve birey
olarak vatandaşlar, başlangıç ve sürekli eğitime daha
çok yatırım yapmalıdırlar. Bu konuda ayrıca, kurum ve
firmaların uygulamalı başlangıç ve sürekli eğitime katılmaları
için hükümetin daha çok teşvikler sağlamasına ihtiyaç
vardır. Okullar ile firmaların ortaklıkları, yerel ve
bölgesel düzeyde geliştirilmelidir
3. Genç insanların istihdamını sağlamak üzere onlara
iyi bir temel eğitim vermek son derece önemlidir. Bununla
temel enformasyon teknolojileri ve medya bilgisi ile
yabancı diller; kişisel sorumluluğu, yaratıcılığı, ekip
çalışmasını ve bağımsız öğrenme gibi yaşam becerileri
dahil eski ve yeni temel beceriler kastedilmektedir.
4. Okuldan iş hayatına ve yetişkinlik hayatına başarılı
bir geçiş için, tüm gençlere 16 yaştan 18 veya 19 yaşına
kadar ileri eğitim ve öğretim olanağı vermek gerekli
görülmektedir. Onların farklı eğilimleri, yetenekleri
ve gereksinimleri için çeşitli tercihler sunulmalıdır.
Öğrenme ve öğretmenin bireyselleştirilmesi, eğitsel başarıyı
sağlamada kritik bir husustur.
5. Yaşam boyu öğrenme süreci yaklaşımını uygulamak, bir
işte çalışma ve öğrenme arasında yakın bir ilişkiyi,
bu da eğitim ile iş hayatı arasında daha yakın bir ilişkiyi
gerektirir. Buna, okulların özerkliğini artırma yoluyla
ulusal çerçeve kapsamındaki mevcut eğitsel yapıların
yeniden incelenmesi dahildir. Bu nedenle, sürekli eğitime,
başlangıç eğitimi ve öğretimiyle ilgili olarak daha fazla
ağırlık verilmelidir. Eğitim kurumları ve firmalar, ortaklığa
dayalı işbirliği içinde öğrenme örgütleri olmalıdır.
6. İs piyasasının gereksinimlerine daha anlamlı cevap
vermede genel eğitime, mesleki ve akademik eğitime yardımcı
olmak üzere iş hayatı sektörünün eğitime katılması artırılmalıdır.
Bu, örneğin, okul sisteminin öğrenme hedeflerinde iş
hayatı sektörüyle diyalog kurma ve sosyal ortakların
eğitim gereksinimlerini analiz etme, standartların tanımı
ve mesleki kalifikasyonların sertifikalandırılması gibi
konular için de gereklidir. Üniversiteler, araştırma
kurumları ve iş hayatı sektörü arasında etkili bir işbirliği
ve iyileştirilen ortaklıklar, küresel rekabetin başarılı
olması için giderek temel bir unsur olmaktadır.
7. İş yerleri ile eğitim kurumları; öğrenmenin çeşitli
yerlerde sınıfta öğrenme ve uygulama yaparak öğrenmeyi
bağlantıyı kılmak üzere, birbirinden daha açık olmalıdır.
Bu husus, firmalarda mesleki ve iş başında eğitimi sağlama
ikili çalışmayı geliştirme ve iş tecrübesi de dahil olmak
üzere öğrenme süreçlerini ortak olarak şekillendirmeyle
ilgilidir. Bireysel firmalar ile eğitim kurumları arasındaki
ortaklıklar, uzun dönemli işbirliğini sağlar ve bölgesel
eğitim profillerini geliştirir.
8. Buna ek olarak eğitim politikası ve eğitim uygulaması,
iş hayatı sektörünün metotlarını ve tecrübesini öğrenebilir.
Eğitim kurumlarının daha esnek olması;rekabet unsurlarının
sunulması; Avrupa ve uluslararası eğitim pazarlarındaki,
özellikle sürekli eğitimde, yeni tekliflerin geliştirilmesi,
bir çok ülkede denenmektedir. Böylesi unsurlar, katılığı
ortadan kaldırır, kaliteyi sağlar ve eğitsel sunumları
öğrenmenin ihtiyaçlarına daha yoğun olarak sunar. İş
hayatı sektörü, eğitsel alanda böylesi metotların geliştirilmesine
ve uygulanmasına aktif olarak katılmalıdır.
9. Gelecekteki eğitim potansiyelinden yararlanmak için,
genç insanları bilimsel ve teknik mesleklerde olduğu
kadar hizmete yönelik yeni mesleklerde de istihdam olanaklarına
hazırlamak vazgeçilmez bir husustur. Bu durum, özellikle
kızların ve kadınların, müstakbel iş piyasasındaki şanslarını
artıracaktır.
10. Genç insanların kendi kendilerini istihdam edecek
girişimciler olmasını desteklemek, mesleki ve akademik
eğitimde giderek büyüyen bir sorundur. Bu husus tüm Avrupa
ülkelerinde, özellikle Orta ve Doğu Avrupa ülkelerindeki
yeni ekonomik dinamizmi daha ileri götürmek için önemlidir.
Bu konuda, hayali firmalar kurarak simülasyon eksersizleri
veya benzeri örnekler üzerinde çalışmak ileri düzeyde
geliştirilmelidir.
11. Genel ve mesleki eğitim ve öğretim imkanlarını özürlü
genç insanlara sunmak için; eğitim ve iş hayatı sektörü,
yakın bir birliktelikle çalışmalıdır. Eğitim politikası
ile istihdam politikası, bu alanda, iş piyasasına uygun
eğitimim tasarlamada; okullar, istihdam büroları, sosyal
ortaklar ve firmalar tarafından alınacak tedbirleri bir
araya getirme ve koordine etmede; firmalarda pratik tecrübeler
kazandıracak eğitim olanaklarını sunmada; iş hayatı sektörünün
katkılarına özellikle bağımlıdır. Özel teklifler; mesleki
tecrübeyi birleştirmeyi, öğrenme güçlüklerini ortadan
kaldırmayı, genç insanların kendilerine olan güvenini
güçlendirmeyi ve eğer mümkünse onları asıl eğitim mecrasına
kanalize etmeyi hedeflemelidir.
12. Öğretmen ve eğiticilerin yeni enformasyon teknolojilerini
kullanma ve iş piyasası ile ilgili olarak öğrenmeyi şekillendirme
yetenekleri güçlendirilmelidir. Öğretmenlerin hizmet
öncesi ve sürekli eğitimleri, iş dünyasının eğitim ihtiyaçlarını
daha iyi anlamaları için, iş tecrübesini firmalarda edinerek
kazanabilirler.
13. Öğretmenlerin yeterlik ve taahhütleri, gençlerin
okuldan başarıyla mezun olmaları için kritik ön koşullardır.
Okulların ve öğretmenlerin daha çok boş zamana ve özerkliğe
ihtiyaçları vardır. Avrupa ve uluslar arası boyutuyla
beceriler, eğitimin hedefi olup, Avrupa iş piyasasında
giderek önemi artmakta ve küresel Pazar haline gelmektedir.
Bu, yabancı dil öğretimi çabalarını artırmaya, yurtdışında
eğitim için geçen sürenin birleştirilmesine ve eğitim
kurumları ile firmalar arasında uluslar arası işbirliğinin
yerleştirmeye neden olacaktır.
14. Avrupa Birliği çerçevesi içinde gelişen entegrasyon,
Avrupa Birliğinin genişlemesi ve diğer devletlerle işbirliğinin
yoğunlaşması; hareketliliği ve karşılıklı alışverişi
giderek kolaylaştırmaktadır. Eğitim kalifikasyonunu şeffaflaştırma
ve Avrupa'da eğitim yapılarının uyumluluğunu iyileştirme
çabaları, bu sürece önemli bir katkı sağlamaktadır. Bu
husus daha yoğun bir biçimde izlenmelidir. Bu, başlangıç
ve sürekli eğitimde, ayrıca Bologna'da kararlaştırıldığı
gibi yüksek öğretime de uygulanır. İş hayatı sektörünün
buna uygun araçları geliştirmeye katkıda bulunma isteği,
bu konuda kesin olarak önemlidir.
15. Konferansa katılanlar, Avrupa'da mevcut olan eğitim
programlarının firmalar için daha çekici olması ve eğitim
ile iş hayatı sektörü arasındaki ortaklıkların etkin
olarak geliştirilmesi gerektiği hususlarında aynı görüştedirler.
Bakanlar, bununla ilişkili olarak, eğitimle iş hayatı
sektörü arasındaki bağı güçlendirmek için "ortak eylem"
tipi tedbirlerin, SOCRATES, LEONARDO DA VINCI ve "Gençlik"
eğitim programlarının yeni jenerasyonlarıyla birleştirilmesini
önermişlerdir. Buna ek olarak, TEMPUS ve PHARE programlarının
ve Avrupa Eğitim Vakfı çalışmalarının, böylesi bir çalışmaya
katkıda bulunması ve bilgi alışverişinde bulunulmasında,
Avrupa devletlerinin daha da geniş bir çevresi için olanaklarını
sunacaklardır. Buna bağlı olarak özel görevler (special
tasks); EURYDICE Avrupa Eğitim Enformasyon Ağı'na, CEDEFOP
Mesleki Eğitimi Geliştirme Avrupa Merkezine ve Avrupa
Eğitim Vakfına devredilebilir. Bu konuyla ilgili olarak
özel bir Web sitesi tasarlanıp tasarlanmayacağı sorusu
incelenmelidir.
16. Bu konferansta başlatılan tartışmaya Avrupa kurumları
tarafından devam edilecektir. Dolayısıyla, Avrupa Komisyonu,
eğitim ile iş hayatı sektörü arasında ortaklığa ilişkin
en iyi uygulamalar hakkında tecrübeleri kapsayan bir
raporun uzmanlar yardımıyla hazırlanmasını ve Avrupa
Eğitim Bakanlarının bundan sonraki konferansına sunulmasını
rica etmiştir.
Sanal Konferans
1998 yılında Prag'da Avrupa Bakanları Konferansının,
Bakanların birlikte çalışmasında daha gayri resmi yöntemler
geliştirme ihtiyacını belirten bildirisi gereğince,
16 Avrupa ülkesi elektronik konferans projesine katılmışlardır.
Bu proje, birlikte çalışmanın yeni modellerine iyi
bir örnek olup Avrupa Komisyonunun desteğiyle daha
da geliştirilmelidir.
Avrupa Birliği Konseyinin Portekiz Başkanlığı,
2000 yılının ilk yarısında başlayacaktır. Romanya Haziran
2000'de Bükreş'te düzenlenecek olan Avrupa Eğitim Bakanlarının
bundan sonraki toplantısına ev sahipliği yapacaktır.
|