ÖZET
Toplantının Amacı ve Konusu
Toplantının amacı:
· OECD'ye üye ülkeler arasında yeni
ortaya çıkan eğitim politikaları konularının konuşulup
paylaşılması
· Bu politikaların geliştirilmesi konusunda
OECD'nin yapabileceği katkıların açıklanması.
Toplantı için, İrlanda Eğitim ve Bilim
bölümü Genel Sekreterliği ve OECD, üye ülkelerin eğitim
bakanlıklarının üst düzey sorumlu yöneticilerini bir
araya getirdi. OECD tarafından ilk kez düzenlenen bu
toplantı, OECD'nin eğitim için gelecekteki çalışmalarını
ve stratejik önceliklerini incelemek için mükemmel bir
fırsat oldu.
Toplantının gündemi, önümüzdeki 3-5
yıl üzerinde uğraşılması beklenen politika konuları hakkında
elektronik ortamda yapılan danışmalara dayanılarak tespit
edildi. Toplantıda tartışılmak üzere beş konu seçildi.
Bu konular birçok katılımcı tarafından tartışılmak üzere
önerilen konulardı, ancak bunlar katılımcılar tarafından
önemli ve öncelikli olarak belirlenen konularım tamamı
değildi. .
Bir tam, bir yarım gün süren toplantıda,
her konu için bir buçuk saat ayrıldı. Her oturumda, tartışma,
katılımcılardan biri tarafından yapılan 3-5 dakikalık
açılış konuşması ile başladı. Konuşmacılar, tartışma
konusu olan ve çözümü gereken politika sorunlarını belirlediler.
Esas itibariyle katılımcılar, ne yapmakta
olduklarını değil, nelerin düşünülmesi gerektiğini ortaya
koydular. Tartışmalar, ulusal programların bir tanımının
verilmesi ötesinde fikir değişimi yapılmasına odaklandı.
Katılımcılar, hazırlanmış demeçleri
okumadılar. Tartışmada oluşan gelişmeler üzerine fikirlerini
beyan ettiler. Katılımcılar, sınırlı süre içinde yeterli
vakit ayırarak ele alınması gereken konuları ana hatlarıyla
belirlediler.
Yeni Politikalar Üzerine Görüşler
Eğitim ile ilgili üst düzey yöneticiler,
eğitim politikası ve uygulama üzerinde köklü değişiklikler
yapılmasının gerekli olduğunu gördüler. Daha detaylı
bilgileri "Tartışılan Konular" bölümünde bulabilirsiniz.
Ancak önemli noktaları şöyle sıralayabiliriz:
· Aralarında uyum ve destek sağlamak
amacıyla eğitim politikaları, ekonomik ve sosyal politikalar
ile bağlantılı olarak ele alınmalıdır. Eğitim politikalarını
oluşturanların, bu kapsamdaki çalışmalarını kolaylaştıracak
ekonomik ve sosyal analizlere ihtiyaçları vardır.
· Eğitim politikaları, arza dayalı olmaktan
çıkıp, talebe dayalı hale gelmeye devam edecektir. Bu
da bazı ülkelerde, bu "tüketici tercihi" ve "piyasa"
sorunlarını gündeme getirmektedir. Bu durum ayrıca, bütün
ülkelerde şu konuları odak noktasına getirmektedir: çıktılar,
amaçların net olması, kalite kriterleri, performans düzeylerine
ilişkin kanıt.
· Güçlü sorumluluk şartları, çıktılarda kalite ve eşitlik
talepleri tanımlanırken giderek daha fazla kullanılır
olmuştur. Kaliteyi artırma stratejileri, karar verme
süreçlerinde yetki devri ile iyi uygulamaların paylaşılması
için yenilik ve işbirliğinin artırılmasını içermektedir.
· Yakında erişilecek olan evrensel ortaöğretim (herkesin
ortaöğretime katılımının sağlanması), yükseköğretim üzerindeki
baskıyı artırmaktadır. Bu gelişimin yönetimi; sektörün
büyüklüğü, sektördeki farklılıklar, erişimde eşitlik
ve artan enternasyonalleşme ile ilintili kararlar alınmasını
gerektirir.
· Birçok ülkede okulların, ortak deneyimler kazandırdığına
inanılır, ancak sadece eğitim öğretim ortak olabilir.
Okullar çoğu zaman ücret, etnik köken, cinsiyet, din,
akademik kapasite ve ilgi alanlarına dayalı olarak ayrılırlar.
OECD ülkelerindeki nüfus çeşitlilik gösterdiğinden, eğitimde
öğrenciler arasındaki bu farklarla nasıl baş edilebileceği
ve sosyal uyuma nasıl katkı sağlanabileceği gibi sorunlar
vardır.
· İyi nitelikli öğretmenlerin mesleğe alınması ve meslekte
tutulmasına ilişkin uzun vadeli problemlerin, okulların
işleyişini ve yüksek öğretimi tehdit etmesi muhtemeldir.
Öğretmenlik mesleğinin statüsünün iyileştirilmesi ve
bu mesleğe girişlerin artırılması için öğretmenliğin
özellik ve şartlarına yönelik köklü politika değişikliklerine
ihtiyaç duyulmaktadır.
OECD'nin Görevleri
Oturumlardaki tartışmalarda katılımcılar,
tartışma konuları hakkındaki çalışmalara uluslar arası
bir boyut kazandırılabilmesi için OECD tarafından üstlenilebilecek
görevleri tanımlamıştır. Tüm bu konular, raporun ileri
bölümlerinde sıralanmıştır. Katılımcılara, OECD'nin eğitim
programının bir özeti sunulmuştur. Program beş ayrı kaynaktan
finanse edilmiş ve farklı yönlendirmeleri olan beş ayrı
birim tarafından yönetilmiştir. Bunlardan üçünün bünyesinde
30 üye ülkeden temsilciler yer almıştır. Organizasyona
ilişkin konular gündemde yer almadığından üzerinde doğrudan
tartışma yapılmamıştır. Programın geneli üzerinde yapılan
tartışmalar sonucunda programla ilgili olarak şu hususlarda
fikir birliğine varıldı:
· Tüm unsurlarında yüksek kalite
· Toplam bütçeye kıyasla (15 milyon Euro'dan az) çok
geniş ve kapsamlı, yeteri kadar odaklanmamış
· Stratejik yönden yetersiz.
(OECD'den beklenen görev bu programa,
toplantıdaki tartışmalardan çıkan belli önerilere dayalı
etkinliklerin ilave edilmesi değil, programın gözden
geçirilmesi, küçültülmesi ve yeni öncelikler ışığında
yeniden düzenlenmesi olmuştur.
Bu amaçla üst düzey yetkililerden mevcut
faaliyetleri, aşağıda belirtilen kategorileri kullanarak
kendi ulusal bakış açılarına göre sıralamaları istenmiştir:
· Yüksek öncelikli
· İlginç ancak kritik değil
· İlgi konusu değil
Bu sıralama sonuçları, OECD'nin aşağıda
belirtilen toplantılarında rapor edilecektir:
· Eğitim Komitesi
· Eğitimde Araştırma ve Yenilik Merkezi (CERI), Yönetim
Kurulu,
· Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı (PISA),
Katılımcı Ülkeler Kurulu
· Yüksek Öğretimde Kurumsal Yönetim (IMHE) Programı,
Yönetim Grubu Programı
· Eğitim Binaları Programı (PEB), İdari Komite
OECD'nin beklentisi, bu grupların eğitim
programlarından bütünlüğü sağlaması
Başkanlar bu programın daha geliştirilmesi
veya yenilenmesi için 1 yıl içerisinde komitenin yeniden
toplanmasına karar verdi.
Tartışılan Konuların Tutanağı
Açılış sunumu
Toplantı İrlanda IDA Başkanı, Sean Dorgan
tarafından yapılan ilginç bir sunuyla başlamıştır.
· İrlanda'nın ekonomik gelişimi ile
ilgili tecrübeleri
o eğitimin önemli bir katkısı olmuştur
o eğitim, ulusal rekabet alanında bir avantaj olabilir
o gelişmiş ekonomiler "bilerek" büyürler
· İş hayatı ve eğitimin karşılaştırılması
o Globalleşme koşulları altında işyerleri
kendilerini yeniden keşfetmektedirler
o Eğitim kendini yeniden keşfediyor mu?
o Kazanan işyerleri büyümelerini yeniliklere ve araştırmaya
borçlu
o Eğitim, yenilik ve araştırmaları takip ediyor mu?
· Eğitimdeki zorluklar
o Azalan ve bireyler için özel beceriler
gerektiren iş imkanları nedeniyle sürekli eğitim için
daha fazla fırsatlar sağlamak,
o Yaratıcılık ve esnekliği geliştirmek,
o Herkesin teknoloji ve bilim dilini öğrenmesini garanti
altına almak,
o Yapılar ve politik düşüncelerdeki katılıkları ve izolasyonunu
ortadan kaldırmak
o Toplum, bireyler, topluluklar ve işyerleri ile daha
iyi temas halinde olmak
· OECD için zorluklar
o Eğitimin ilintililiğini ve eğitimle
ilgili girdi, çıktı ve sonuçlarını OECD'nin ölçtüğü ve
karşılaştırdığı şekli ile ölçmek ve karşılaştırmak
1. Oturum : Stratejik Hedeflerin
Gerçekleştirilmesi
Tartışılan politika konuları
Eğitimde ulusal hedefler, eğitim camiası
ve hükümetin içindeki ve dışındaki pek çok grubun bakış
açılarını yansıtmalıdır. Hedeflerin gerçekleştirilmesinde
hükümetlerin rolü, tüm sağlayıcıların uyguladıkları şartları
genelde sadece bir sağlayıcının belirliyor olması dolayısıyla
oldukça karmaşıktır. Bu oturumda görüşülen başlıca konuşulan
şunlar olmuştur:
Stratejik hedeflerin belirlenmesi
· Hedeflerin çoğunun, hükümet süresinden
daha uzun bir zaman dilimine yerleştirilmesi, dolayısıyla
da ortaklarla güçlü diyaloglara dayandırılmaları gerekir.
· Eğitimin genel hedefleri:
o Ekonomik - genel ekonomik büyümeye ve bireyin ekonomik
kazancına katkıda bulunma,
o Sosyal - toplumsal ve ahlaki değerlerin öğretilmesi,
etnik çatışmaların ve zengin ile fakir arasındaki boşluğun
azaltılmasına katkıda bulunma,
o Kültürel - kültürün tarih ve değerlerini iletmek
· Eğitim sistemlerinin genel hedefleri,
farklı seviyelerdeki öğrencilerin neler bilmesi gerektiği
ve neler yapabileceği açısından, yetişkinlerin bugünün
(ve yarının) dünyasında ihtiyaç duyacakları yeterliliklerin
daha iyi anlaşılmasıyla birlikte belirlenmelidir. Hedefler,
toplumsal sermayenin yanında insan sermayesinin gelişimini
de kapsamalıdır.
· Hükümetlerin, eğitim politikalarının
toplumsal refah, ekonomik gelişme, yenilikler, bilim
ve teknoloji gibi pek çok alandaki politikalarla uyum
içinde olmasını sağlamaları gerekmektedir. İlintililik
ve getireceği avantajlar karşılıklı olmalıdır.
· Ekonomi ve istihdam bakanlarının hedefleri
tanımlarken ve başarıları ölçerken kullandıkları bir
göstergeler dili mevcuttur. Eğitimde de eğitime yapılan
yatırımların ekonomik gelişmeler üzerindeki etkisini
gösterecek benzeri bir dile ihtiyaç duyulmaktadır.
Stratejik Hedeflerin Gerçekleştirilmesi
· Eğitim bilgi ekonomisinin merkezinde
yer almasına rağmen, kendi içinde bilgi zengini değildir.
Eğitimle ilgili bilgi üretilmesi için daha iyi stratejilerin
ve araştırmacılar ile pratisyenler arasında daha güçlü
bağların olması gerekmektedir.
· Hükümetlerin; nelerin sistem genelinde
özellikler olduğu ve nelerin yerel kararlara bırakılması
gerektiği, nelerin planlanıp nelerin piyasa mekanizmalarına
bırakılması gerektiği ve kamu ile özel sunucular arasındaki
dengenin nasıl olması gerektiğini belirlemesi gerekmektedir.
· Eğitim sektörü çok büyük olduğu için
çoğu zaman içe dönük hale gelmiş ve diğer politika alanlarından
kopmuştur. Bunun sonucunda da çok yoğun ilgi grupları
oluşmuş ve diğer alanlarla olan kopukluk daha da artmıştır.
· Reform çabalarının, sistemin ve tek
tek kurumların değiştirilmesi üzerine yoğunlaşması gerekmektedir.
Güçlü bir sorumluluk zihniyeti olmazsa, sistem, "müşterilerinin"
ihtiyaçları tarafından yönlendirilmek yerine "sistemi
sağlayanlar loncası" nı koruyabilir.
· Öğretme değil, öğrenme ve sadece okula
devam edenlerin değil her yaştan insanın öğrenme ihtiyaçları
ve tarzları dikkate alınmalıdır.
OECD'nin ele alabileceği konular
Belirli öneriler aşağıdakileri kapsamaktadır:
· Eğitim politikalarını belirleyenlerin
daha geniş politika alanları ile ilgilenmelerini kolaylaştırmak
için eğitimin genel ekonomik ve sosyal kalkınma ile bireylerin
ekonomik sağlık ve sosyal kazançlarına olan katkısını
ortaya koyacak kanıtların sağlanması,
· Çağdaş bilgi toplumunda tam ve etkin
bir yaşam sürdürebilmeleri için bireylerden beklenen
yeterliliklerin belirlenmesi ve bunların gelecekte nasıl
değişebileceğine ilişkin stratejik vizyonun geliştirilmesi,
· Eğitim politikalarının diğer ulusal
politikalarla bağının daha iyi nasıl kurulacağının belirlenmesi.
· Sistematik değişiklik üretmede hükümetlerin
ve piyasaların rolünün incelenmesi
2. Oturum : Eğitimin kalitesinin
arttırılması
Tartışılan politika konuları
Çağdaş bilgi ekonomilerinin gelişmesi,
tüm öğrenciler için eğitimden nasıl daha yüksek kaliteli
sonuçlar alınabileceği konusundaki ilgiyi daha da arttırmıştır.
Kalitenin nasıl tanımlanacağı ve iyileştirileceği konusundaki
tartışmalarda öne çıkan hususlar:
Kalitenin tanımının netleştirilmesi
§ Eğitimde kaliteden ne anlaşılması
gerektiği belirlenirken farklı fikirlerden yararlanılması
ve okul merkezli çıktıların daha fazlasının göz önünde
bulundurulması önemlidir. Bir eğitim sisteminin kalitesi,
aşağıdaki hususlara katkısı dikkate alınarak değerlendirilmelidir:
- bireylerin öğrenmesi ve refahı
- bilginin gelişmesi
- ekonomik kalkınma
- genel refah
§ Öğrencilerin sadece önemli alanlarda
temel ve ileri düzey beceriler geliştirmeye değil aynı
zamanda yaratıcı kapasiteye, öğrenmeye devam etme motivasyonu
ve kapasitesine de ihtiyaçları vardır. Bazı ülkeler müfredatlarının
"teori"yi çok fazla ancak "pratiği" çok az vurguladığına
inanmaktadır. Bu bağlamda, PISA'nın öğrencilerin öğrendiklerini
günlük ortamlarda uygulama kapasitesini ölçtüğü ifade
edilmiştir.
§ Eğitimin hedeflenen sonuçları, öğrenci
başarısı açısından ifade edilebilecek şekilde belirlendiği
taktirde performans ölçümlerinin ötesine, yani ölçütlerin
veya bu açılarla ilgili gerekli performans standartlarının
tanımlanması aşamasına geçebiliriz. Ölçütler sadece farkları
belirlenmemiş "minimum beklentileri" belirliyorsa bu
ölçütlerin kalitenin arttırılmasına katkısı olamaz.
§ Eğitimle ilgili göstergeler geliştirilirken,
bilginin, bir sistemin kalitesini geliştirmek için değiştirilebilen
faktörlerin halihazırdaki durumu içersinde verilmesini
garanti altına almak amacıyla öncelikle en temel politika
düzeylerini belirlemek önemlidir.
Standartları yükseltmek için kullanılan
stratejiler
§ Dış değerlendirme sistemleri, sistemlerin,
okulların ve öğretmenlerin performanslarının değerlendirilebileceği
sorumluluk çerçeveleri sağlayabilir. Uluslararası karşılaştırmalı
çalışmalar, performans düzeylerinin yorumlandığı bağlamı
genişletebilirler.
§ Neyin mümkün olduğunu göstermek ve
kalite geliştirmeyi teşvik edecek rekabet unsurunu eklemek
için okullar ve sistemler arasında karşılaştırmalı verilere
ihtiyaç duyulmaktadır. Sonuçta, değerlendirme sistemleri
performansın analiz edilmesi ve geliştirilmesi için bir
araç olmalıdır fakat kontrol için bir araç olmamalıdır.
§ Adem-i merkeziyetçilik ve kısıtlayıcı
koşulların kaldırılması daha iyi bir müfredat ve yüksek
kaliteli çıktılar beklentisi ile kararların okula bırakılması
için kullanılmaktadır. Yinede okullara gerçekleştirdikleri
işlemlerle ilgili yetki ve kontrol vermek, hükümetlerin
beklentileri belirleyebilmelerini sağlamak ve yerel organları
uygun ve faydalı şekillerde yetkilendirmek açısından
adem-i merkeziyetçilikte uygun bir dengenin sağlanmasına
ihtiyaç duyulmaktadır.
§ PISA sonuçları, ortalama yüksek performans
sonuçları olan ülkelerin sadece en iyi öğrencileri ile
yüksek düzeylere ulaştıklarını değil aynı zamanda bu
ülkelerin en yüksek ve en düşük performans gösterenler
arasında oldukça az bir fark elde ettiklerini de göstermektedir.
Yine de bazı ülkeler düşük performanslı olanların giderek
yükselen beklentileri ile karşılaştığı ve aralarındaki
farkı kapatmaya çalıştıkları ve yüksek performans gösterenler
düşük performans gösterenlerin okuldan ayrılmasına sebep
olabileceği için bunları eşleştirmek basit bir iş değildir.
§ Performansın geliştirilmesi için sistemler
yenilikleri teşvik edecek yollar bulmalıdır. Sistem ve
okul performansı ile ilgili olarak iyi kanıtlar geliştirmesi
için yüksek sorumluluk sahibi sistemleri gerekmektedir,
ancak bireyleri ve kurumları riskten kaçınır hale getirerek
yeniliği engelleyecek gelişim ve uygulamalardan kaçınılmalıdır.
Etkin kurumsal liderlik gerekmektedir. Yeniliğe yol açabilecek
ve iyi uygulamaları geliştirmek ve paylaşmak üzere işbirliğinin
oluşturulmasını sağlayacak koşulları geliştirebilecek
kişileri bulmak da gerekmektedir.
§ Bireyler kadar mesleki ve sınai kuruluşlar
da bireyleri ve kuruluşları sergiledikleri performanslar
için sorumlu hale getirebilecek prosedürlerin uygulanmasına
karşı koyabilirler. Eğitimin kalitesinin arttırılması
için stratejilerin geliştirilmesi ve uygulanması ile
ilgili temel düşünce, kuruluşların hedef ve stratejiyi
paylaşacak şekilde nasıl örgütlenebileceğidir.
OECD'nin ele alabileceği konular
Belirli öneriler aşağıdakileri kapsamaktadır:
§ Ulusal değerlendirmelerde kullanılan
kriterleri gözden geçirmek ve standartların belirlendiği
ifadeleri netleştirmek.
§ Üye ülkelerde kalite iyileştirmelerinin
nasıl gerçekleştirilmeye çalışıldığı ve başarı dereceleri
ile ilgili bir rapor hazırlamak. PISA sonuçlarında yer
alan ülkeler arasındaki farklılıkların ne anlama geldiğinin
belirlenmesine yardım etmek.
§ Özellikle öğretmenlerin çok fazla
zorluk yaşadığı öğretimi zor olan alanlar başta olmak
üzere tüm alanların nasıl etkin bir şekilde öğretilebileceği
konusundaki araştırmaların paylaşımına yardım etmek.
§ OECD'nin göstergeler konusundaki çalışması
çerçevesinde İsviçre Federal İstatistik Ofisi ve Birleşik
Devletler Eğitim İstatistikleri Ulusal Merkezi tarafından
yürütülen Yeterliliklerin Tanımlanması ve Seçimi (DeSeCo)
konusundaki projenin raporundan yararlanarak PISA ile
ölçülen alanları genişletmek.
3. Oturum: Yükseköğretim
Tartışılan politika konuları
Daha fazla eğitim için bireysel ve sosyal
talep giderek arttıkça, yükseköğretim birçok OECD ülkesinde
"kitle" eğitiminin yeni alanı olarak yaygınlaşmıştır.
Talebi karşılamak için arzın artması sorunlara neden
olmakta ve ülkelerde önemli politika tartışmaları doğurmaktadır.
Görüşmelerde ağırlıklı olarak ele alınan konular şunlardı
:
Yükseköğretimin Kapasitesi ve Farklılaşması
· Yükseköğretim kayıtlarındaki artış
OECD ülkelerinde değişkenlik göstermektedir. Bazılarında,
diğer ülkelerde elde edilen seviyenin altında kalan artış
derecesinin fizibilitesi hakkında hararetli tartışmalar
gündemdedir.
· Ülkeler kurumsal farklılaşmanın kapsamı
ve niteliği konusunda da değişkenlik göstermektedir.
Ülkelerin çoğunda ayrı mesleki eğitim veya halk eğitimi
ve yükseköğretim bölümleri bulunmaktadır. Bazı ülkeler
yükseköğretimi üniversite ve teknik yüksekokul bölümlerine
ayırırken diğerleri yaptıkları bu ayırımı ortadan kaldırmışlardır.
· Sistemin tek veya çoklu kurum kategorilerine
sahip olmasına bakılmaksızın, tüm kurumların "araştırma
ağırlıklı" olup olamayacaklarına dair başka bir soru
da akla gelmektedir. Bazı ülkeler, araştırma ve geliştirme
alanında uluslararası rekabette tutunabilmek için güçlü
bir uluslararası itibar oluşturacak kısıtlı sayıdaki
"araştırma ağırlıklı" kuruma yoğunlaşmanın en iyisi olup
olmayacağını sorgulamaktadır.
Bu tartışmanın temel noktası böyle bir
yoğunlaşmanın ulusal araştırma verimliliği ve yeniliğini
arttırıp arttırmayacağıdır.
· Araştırmaya ağırlık verme bağlamında
kurumların farklılaşması tartışmaya açık bir politika
konusudur. Birçok yükseköğretim kurumu en azından bazı
alanlarda dünya çapında ünlü olmayı arzu etmektedir.
Güçlü bir araştırma işlevine sahip olmayan kurumlarda
görevlendirilmeleri söz konusu olduğunda, araştırma ve
kariyer beklentilerinin azalmasından endişe eden akademik
personel de bu ayrımcılığa karşı gelmektedir.
· Yerel kurumlarının tam bir üniversite
olmasını isteyen bölgesel topluluklar da farklılaşmaya
karşı gelmektedir. Yükseköğretim kurumlarının niteliği
ve dağılımı konusundaki ulusal politikanın en azından
bölgesel gelişim politikasını ve bölgesel üniversitelerin
yapabileceği kısmi katkıyı dikkate alması bölgesel topluluklar
için önemlidir.
· Bazı ülkeler bugünkü öğrenci kayıtlarının
gidişatından ve iş pazar gereksinimleri ile öğrenci kalitesindeki
yanlış eşleşmeden kaygılanmaktadırlar. Bazıları çok az
öğrencinin kısa dönem yükseköğretim mesleki kurslarına
devam ettiğine inanmaktadır. Bazıları matematik, fen
bilimleri ve mühendislik alanlarında çok az mezun olduğunu
söylemektedir.
Yükseköğretimin Yaygınlaşmasının
Finansmanı
· Yaygınlaşmanın finansmanı yoğun politika
tartışmalarına yol açmaktadır. Çoğu OECD ülkesi tamamen
kamusal finansmanı sürdürürken diğerleri harçlar ve mezuniyet
sonrası vergi alma yoluyla öğrencilerden özel bir katkı
sağlamaktadır.
Tartışma genelde aşağıdaki konulara
dayanmaktadır :
· Tam veya kısmi kamu finansmanlı bir
yükseköğretim sisteminde, finansmanın kurumlardan ziyade
öğrencilerle ilişkilendirilmesiyle etkili bir rekabet
sağlanıp sağlanmayacağı,
· Her tür özel katkı talebinin başta makul kişisel veya
ailevi kaynaklara sahip olmayan öğrenciler olmak üzere
tüm öğrencilerin üniversiteye girişlerinde engel teşkil
edip etmeyeceği,
· Tüm vergi mükellefleri yükseköğretim (en azından lisans)
eğitimini finanse edeceklerinden, söz konusu eğitimi
alan nüfusun genellikle maddi anlamda daha iyi durumdakilerin
temsil edildikleri oran olması nedeniyle tamamen kamu
destekli finansmanın yetersiz kalıp kalmayacağı,
· Yükseköğretime sosyal dönütlerin tamamen kamu destekli
finansmanı haklı çıkarıp çıkarmayacağı,
· Yükseköğretime özel dönütlerin kişisel katkı gerekliliğini
haklı çıkarıp çıkarmayacağı.
· Özel katkı maliyetlerinin sübvanse edilmesi kapsamı
değişkenlik göstermektedir. Bir kursun maliyetinin sadece
bir bölümü özel katkı yoluyla karşılandığında direkt
sübvansiyon bulunmaktadır. Diğer sübvansiyonlar, borçlanmalar
veya ertelenmiş ödemelerde düşük faiz ücreti şeklini
almaktadır.
· Harç farklılığı da başka bir sorundur.
Özel katkıların yapıldığı durumlarda çalışma alanına
göre miktar değişebilmektedir. Kurumdan kuruma harçların
değişkenlik göstermesi özel teşebbüs için belirgin bir
özellik olup harçların kamu kurumlarınca tahsil edildiği
durumlarda bu değişkenlikler tartışmaya daha açık olmaktadır.
Bazı ülkeler, maksimum miktarı kanunen öngörmek kaydıyla
kurumların kendi harçlarını belirlemelerine kısıtlı pazar
imkanları sağlamaktadır. Bazı durumlarda, talebin yayılması
çabasıyla popülaritesi düşük dönemler için daha düşük
harçlar belirlenerek harçlarda indirimli tarifeye gidilmektedir.
Kurumların Yönetimi
· Kurumların halka ve dış yatırım gruplarına
daha çok seslerini duyurabilmeleri için kurumsal yönetimde
reformlar başlatılmıştır. Kurumsal yönetim, daha dinamik
ve rekabetçi bir sektörün sorumluluk ve zorlukları karşısında
zayıf ve yetersiz kalmaktadır.
· Kamu ve özel sektörlerin ayrı olduğu
ülkelerde reformlar, kamunun daha özerk olması ve her
iki sektörün de stratejik politika hedeflerine katkıda
bulunmaları üzerine yoğunlaşmaktadır.
Uluslararasılaşan Yükseköğretimin
Kalite Güvencesi
· Yükseköğretimin uluslararasılaşması
öğrencilerin eğitim için başka ülkelere gitmeleriyle
başlamıştır. Günümüzde, sınırlar ötesi bağlamda kurumların
başka ülkelerdeki fiziki varlıklarıyla veya elektronik
ortam aracılığıyla uluslararasılaşma giderek artış göstermektedir.
Yükseköğretim politikası esasen ulusal bir politika olduğu
için uluslararasılaşma, elektronik ortam başta olmak
üzere birçok alanda kalite kontrolü ile ilgili sorunları
beraberinde getirmektedir
OECD'nin ele alabileceği konular
Belli başlı öneriler şunlardır:
· Beceri gereksinimleri, koşulları ve
iş piyasası çıktıları arasındaki uygunluğun OECD ülkelerindeki
değişik yüksek öğretim kurumlarından mezunlar açısından
analiz edilmesi,
· Kurumsal düzenlemeler, sevk ve idare, eğitim ve araştırma
programları, fon temini, erişim sorunları ve öz kaynak
konularına özellikle odaklanmak suretiyle yüksek öğretimdeki
gelişmelerin ve eğilimlerin gözden geçirilmesi,
· Eğitim hizmetlerindeki kayıtların gidişatı , kalite
temini ve niteliklerin akreditasyonu konularında artan
ticari etki ve boyutun gözden geçirilmesine devam edilmesi,
4. Oturum: Eğitim ve Sosyal
Uyum
Tartışılan politika konuları
Okullar 'doğumda ayrılan bireyleri'
bir araya getirilebilme ve sosyal uyumu sağlamadaki rolü
nedeniyle kamu eğitimi bir çok ülkede ulusal vizyonun
önemli bir parçası olmaktadır. Gerçek çoğu zaman vizyondan
uzaklaşmaktadır. Okullar genellikle varsıllık, etnik
köken, din, cinsiyet ve müfredat farklılıkları nedeniyle
ayrılmaktadır. Okullar arasındaki rekabeti; öğrenci ve
velilerin okulu değil, okulun öğrenciyi seçmesine neden
olarak istenmedik farklılıklar yaratmaktadır.
Bu oturumdaki tartışma, eğitimin daha
uyumlu bir toplum oluşturmaya olabilecek katkısından
ziyade dezavantajlı grupların gereksinimlerine nasıl
yanıt vereceği konusuna odaklanmıştır. Tartışmada özellikle
işlenen konular:
Politika niyetleri
· Müfredat, kültür ve gelenekler açısından
ortak anlayış oluşturmalı aynı zamanda bireysel farklılıkların
geliştirilmesi için fırsatlar sağlamalıdır. Ortak olma
ve çeşitlilik arasındaki denge, eğitim boyunca çeşitlilik
daha fazla çeşitliliğe dönüşür ancak her seviyede dengeyi
kurmak önemli bir politika kararıdır. Nasıl bir bütünleşme
kendiliğinden oluşmadığında gerçek bir bütünleşmeden
söz edemiyorsak, kalite amaçlanmağında da eşit bir ayırımdan
söz etmemiz mümkün değildir.
· Bölgesel dilleri veya göçmen kültürleri ve dillerinin
varlığı söz konusu olduğunda müfredatta kültürel çeşitliliğin
tanınması konusunda daha özel mülahazalar vardır.
· Eğer eğitim sistemlerinin okullaşmanın ötesinde öğrenciler
açısından "sosyal uyum" deneyimi sağlaması ve sosyal
uyuma genel katkısı bekleniyorsa, çok iyi sosyal uyum
göstergeleri ve hatta karşılaştırma alanlarının saptanması
yararlı olacaktır.
Herkesi kapsama konusunda eksikliklerin
giderilmesi
· Yasal bireysel çıkarlarla (örnek aileler
çocuklarının en iyi okula devam etmelerini isterken)
sosyal çıkarları (geçmiş birikimden kaynaklanan farklılıkların
etkisini azaltmak için olanaklar sağlayan bir toplumu)
uzlaştırmak zordur.
· Müfredatın ortak öğeleri konusundaki genel eğitim politikası
ile okulun sağlaması beklenen ortak deneyimler bu yüzden
;
- öğrenci ailelerinin okul ve program seçimini artıracak
politikalar,
- okulların özerkliğini artıracak politikalarca
zarara uğratılabilir.
· Hükümetin rolü, gereksinimleri doğrudan
tedarik etme yerine yerel uzmanlar oluşturma yönünde
değişmektedir. Resmi eğitim sistemine yabancılaştırılan
ailelerin öfkesini dindirmek zaman alacağından, bu süreç
yavaş işleyebilir.
· Bazı gruplar özellikle dezavantajlıdır ve özel ilgiye
gereksinim duyarlar. Örneğin: bazı ülkelerdeki yerli
nüfus gibi.
· Çok dilli toplumların bulunduğu bazı
ülkeler, sadece kültürel farklılıklardan değil öğrencilerin
çok dilli olmalarını sağlayacak dil öğretimi için gerekli
zaman nedeniyle de özel problemlerle karşılaşabilirler.
· Eğitim sistemleri, kurumlar ve çeşitlilikle
uğraşırken öğrencilerin kalite çıktılarını sağlamaları
gibi asıl hedefi gözden kaçırılmamalıdır. Kurumların
başlıca sorumlu tutulacağı konu bu olmalıdır.
OECD'nin ele alabileceği konular
Belli başlı öneriler şunlardır:
· Sosyal uyumun net bir tanımının yapılması,
risk gruplarının belirlenmesi,
· Sosyal uyum göstergelerinin oluşturulması,
· Dezavantajlı grupların gereksinimlerini etkin bir şekilde
karşılayacak yolların belirlenmesi:
- erken çocukluk eğitimi için stratejiler
- başlangıç eğitimi sonrası yetişkin eğitimi için stratejiler
- değişik kurum ve programlarda eğitimin seçici aşamalarında
(örneğin: cinsiyet, sosyal sınıf, etnik) öğrencilerin
geniş tabanlı temsil edilmelerinin güçlendirilmesinde
kullanılan pozitif ayrımcılık metotları
- kaynak tahsis mekanizmaları ve okul organizasyon şekilleri
· Katılım oranları genel olarak arttığından, dezavantajlı
grupların göreceli performans seviyesindeki eğilimler
konusunda bilgi oluşturmaya çalışma
5. Oturum: Öğretmenler
Tartışılan politika konuları
Bir çok ülke, yüksek kalitede yeterli
öğretmen mevcudunu karşılamada ciddi sorunlarla karşı
karşıya bulunmaktadır. İşe alma ve işte tutmada sorunlar
vardır. Devlet bütçesinde yapılacak önemli artışlara
müdahale edilmesinde sınırlı kapasite vardır. Tartışmada
kesinlik gösteren konular şunlardır:
Problemin kapsamı
· Talepler ülkelere göre değişiklik
göstermektedir. Eğitim sistemine dahil olacak yaş gruplarına
ilişkin temel demografik eğilimler ve zorunlu eğitim
sonrası eğitime katılım oranları farklılık göstermektedir.
· Arza dair problemlerin kapsamı da
farklıdır. Öğretmenlerin yaş profili, istifa ve emeklilik
yoluyla meslekten ayrılma ve yeterli derecede niteliklere
sahip öğretmenlerin görevlendirilme oranlarında farklılıklar
mevcuttur.
· Arz problemlerinin derecesi, ayrıca
söz konusu bölge ve konuma göre de (kırsal kesim ve dezavantajlı
şehir bölgeleri- varoşlar) değişmektedir.
Mesleğe alımın artırılması
· Ana karar noktalarındaki teşvikler
mesleğe katılımı artırabilir. Nakit teşvikleri, bireylerin
hizmet öncesi eğitimlerine ve/veya öğretmenliğe başladıkları
tarihten itibaren ödenebilir.
· Öğretmen eğitimi süresinde verilen
destek bu tür eğitime katılımı artırabilir. Eğitim süresince
destek (gençler için cep harçlığı, kariyer içi değişiklik
yaparak öğretmenliğe geçenlere verilecek maaşlar) verilebilir
veya borçların ve eğitim süresinde üstlenilen benzeri
mali yükümlülüklerin affı sağlanabilir.
· Öğretmen eğitiminin süresinin azaltılması
bu eğitimi cazip kılabilir. Ancak, öğretmenliğe hazırlık
için yeterlilik taleplerinin azaltılması, bir ölçüde
mesleğin statüsünün düşürülmesini bir yan ürün olarak
ortaya çıkabilir. İkinci bir strateji seçeneği ise öğretmen
eğitiminin statüsünü bazı ülkelerde olduğu gibi lisans
düzeyine yükseltmek olabilir.
· Öğretmen mevcudu, çalışma hayatına
atılmış ve başka bir alana geçmek isteyen bireyler gibi
yeni insan kaynaklarından cezbedilecek insan gücü ile
artırılabilir.
Mesleğin statüsünün ve çekiciliğinin
artırılması
· Öğretmenliğinin çekiciliğinin artırabilmesinin
direkt bir yolu, maaşların artırılmasıdır. Resmi sektörün
bütçe sıkıntılarının bulunduğu ortamlarda, en azından
bazı öğretmenlere daha yüksek maaş ödeyerek bunun sınırlı
bir ölçüde gerçekleştirilmesi sağlanabilir. Bu uygulama,
ulusal düzeyde maaş sistemlerinin bulunduğu ülkelerde
zor olabilir ancak (kriterler oluşturularak);
- Daha üstün nitelikler taşıdığı tespit
edilen,
- Öğretmen sayısının yetersiz olduğu alanlarda uzman
olan,
- Atamaların cazip olmadığı coğrafi bölgelerde görev
alan,
kişilere yükseltilmiş maaşlar ödenebilir.
· İş veren tarafından çalışma ortamlarının
şartları iyileştirilerek öğretmenlere olumlu sinyaller
gönderilebilir:
- Daha iyi öğretmenler odası ve sınıflar,
- Daha yüksek kalitede ve sürekli mesleki gelişim imkanları.
· Öğretmenlerin statüsü öğretmenlerin
çalışmalarının (iş yükünün) yeniden organize edilmesi
yoluyla da geliştirilebilir. Bu, öğretmenlerin daha üstün
nitelikler kazanmaya konsantre olmalarını ve daha rutin
idari görevlerin (halen öğretmenlerin iş yükünün % 20'sini
oluşturduğu tahmin edilmektedir.) azaltılmasını sağlayabilir.
Öğretmenlerin genel iş yükü, öğrencilere tanınan seçenekler
dizisinde bir takım kısıtlamalara gidilerek azaltılabilir.
Böylelikle elde edilen tasarruflarla, öğretmenlerin yüz
yüze eğitim verme saatlerini azaltma, hazırlık ve mesleki
gelişimleri için daha fazla zaman tanıma veya öğretmenlere
daha yüksek maaş ödenmesi sağlanabilir.
· Öğretmelerin statüsü, öğretmenlerden
beklenen mesleki yeterlilik düzeylerinin artırılmasıyla
yükseltilebilir. Bu da aşağıda belirtilen yollarla sağlanabilir:
- Mesleki uygulamalarda yalnızlığın
(izolasyonun) azaltılarak, mesleki becerilerin ortak
destekle oluşturulabileceği ekip ruhu ile çalışma yöntemlerinin
geliştirilmesi,
- Mesleğin uzmanlık bilgisini teşkil eden "pedagojik"
bilginin daha açık şekilde tanımlanması ve geliştirilmesi,
- Öğretmenlerin daha zor öğrencilerle daha iyi başa çıkabilmek
için hazırlıklı olmalarının sağlanması.
- Kendileri ve anlık dikkat ve kısa mesajlar yoluyla
iletişim kuran "kitle" jenerasyonu arasındaki kuşaklar
arası farklılıklarla daha iyi baş edebilmeleri için öğretmenlerin
daha iyi hazırlanması.
· Görevlerinden ayrılan öğretmenlerle yapılan mülakatlar,
okullarındaki liderlikle (yönetimle) ilgili memnuniyetsizlikleri
göstermektedir. Okul müdürlerinin ve diğer yönetim kadrosunun
seçiminin ve eğitiminin iyileştirilmesi, öğretmenler
arasındaki görevden ayrılma eğilimleri üzerinde olumlu
etki yaratacaktır.
OECD tarafından ele alınabilecek
konular
Belli başlı öneriler aşağıdaki hususları
içermektedir:
· Öğretmenlerin mevcut durumlarının
iş yükünün aşağıdaki noktalara odaklanarak incelenmesi:
- Yapı,
- Ödüllendirme,
- Mesleklerde esnekliği sağlamanın en iyi yolu.
· Nitelikli öğretmenlerin işe alınması
ve meslekte tutulması konulu proje tamamlandığında, mesleğe
giriş ve meslekte tutma konularının iyileştirilmesi için
mesleğin statüsünün geliştirecek stratejilerin değerlendirilmesi
ve ileri aşamalarda yapılabilecek çalışmaların belirlenmesi. |