|
"Ekonomik İş Birliği
ve Gelişme Teşkilatı (OECD) Eğitim Müdürlüğü tarafından Yükseköğretimin
Geleceği Projesi kapsamında dikkate değer senaryolar üretilmiştir.
Kamuoyunun görüşlerine sunulan projeyle ilgili kapsamlı Türkçe
çeviri aşağıda sunulmuş olup İngilizce metne linki tıklayarak
ulaşabilirsiniz."
İngilizce metin (Pdf dosyası)
* EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ VE GELİŞME TEŞKİLATI
(OECD)
EĞİTİM MÜDÜRLÜĞÜ EĞİTİMİ ARAŞTIRMA VE YENİLİK MERKEZİ
(CERI)
YÜKSEKÖĞRETİMİN GELECEĞİ PROJESİ
05 Ekim 2006
Projenin Amaç ve Yöntemlerinin Özeti
Yükseköğretimin Geleceği projesinin
amacı, hükümetlerdeki karar vericileri ve yükseköğretimdeki
diğer önemli paydaşları bilgilendirmek ve onlara stratejik
karar almalarında yardımcı olmaktır.
Bir bütün olarak bu proje aslında yükseköğretim
sistemleri üzerine yoğunlaşmakta olup, bu bağlamda üniversiteleri
sadece bir başlangıç noktası olarak düşünmektedir.Genel yükseköğretimi
(ISCED 5a ve 6), mesleki yüksek eğitim (ISCED 5b) ve orta öğretim
sonrası yetişkin eğitimi (sonucunda diplomamın alınmadığı sürekli
bir eğitim vb) kapsamaktadır. Bu yaklaşım farklı kurumlar arasında
iş bölümü olduğunu kabul etmektedir. Bu projenin bir yönü de
yükseköğretim (öğretim, araştırma, topluma hizmet ve yeteneklerin
belgelendirilmesi) misyonlarının gelecekte farklı olarak nasıl
gerçekleşeceğini öngörmek ve anlamaktır.
Projenin iki amacı vardır: 1) yükseköğretimdeki
son değişikleri vurgulamak ve yükseköğretimde yada ilgili sosyal
alanlardaki yeni eğitimlerle ülkelere sunulan olanakların altını
çizmek; 2) 15-20 yıllık bir zaman diliminde OECD ülkelerindeki
yükseköğretim sistemleri için gelecek senaryoları tasarlamak.
Bu senaryolar farklı alanlarda ortaya çıkan eğilim ve gelişmeleri
bütüncül bir şekilde sunmayı olanaklı kılmaktadır ve bu yüzden
yükseköğretimdeki karar vericilerin orta vadede cevaplamak
zorunda kalabilecekleri stratejik sorular için açılımlar önermektedir.
CERI Yönetim Kurulunun (Mayıs 2004) tavsiyelerinden
sonra proje, beş ana temanın analizine bağlıdır.
- Demografik değişimin yükseköğretim üzerindeki etkisi;
- Yeni teknolojilerin yükseköğretim üzerindeki etkisi;
- Küreselleşme ve pazar gücünün (finansmanı da dahil olmak
üzere) yükseköğretim üzerindeki etkisi;
- Yükseköğretimde araştırma rolünün değişimi;
- Sanayileşmiş ülkelerin ve iş pazarlarındaki değişen ekonominin
yükseköğretim üzerindeki etkisi.
Gelecek 20 yılda demografik değişimin yükseköğretim üzerindeki
etkisiyle ilgili raporun içindekiler bölümü aşağıdadır:
- Giriş
- Bölüm 1: "Demografik Eğilimlerde Dönüm Noktaları", Hervé
Le Bras (EHESS, Fransa)
- Bölüm 2: "Demografi ve Yükseköğretim: Personel Yaş Yapısı
ve İnsan Kaynağı Oluşumunda Etkisi", Frans Willekens (NIDI,
Hollanda)
- Bölüm 3: "Geleceğe Bakış? 21. Yüzyılda Akademik Çalışmalar",
Jürgen Enders (CHEPS, Hollanda) ve Christine Musselin (CNRS,
Fransa)
- Bölüm 4: " OECD Ülkelerinde Öğrenci Kayıtları ve Mezuniyet
Eğilimleri", Ulrich Teichler ve Sandra Bürger (ICHER, Almanya)
- Bölüm 5: "Amerika'da Orta Öğretim Sonrası Eğitim: Geçmiş,
Günümüz ve Gelecekteki Eğilimler", Eugene Anderson ve Bryan
Cook (ACE, Amerika)
- Bölüm 6: "Azalan Öğrenci Nüfusu Bağlamında Yükseköğretimin
Geleceği: Japonya ve Kore için Politik Zorluklar", Teri Kim
(Brunel Üniversitesi, İngiltere) ve Akiyoshi Yonezawa (NIAD,
Japonya)
- Bölüm 7: " Yükseköğretime Katılım ve Derecelerin Değerleri:
Cohort Tarafından Kıyaslamalı Bir Analiz", Louis Chauvel
(Institut d' Etudes Politiques, Fransa)
- Bölüm 8: "Yükseköğretimi Özürlülere Adapte Etme: Eğilimler,
Zorluklar ve Bakış Açıları", Serge Ebersold (OECD)
- Bölüm 9: "Yeni Göç Eğilimleri ve Yükseköğretime Erişim:
Gelecek için Zorluklar", Francisco Marmolejo (Arizona Üniversitesi,
Amerika)
Yükseköğretimde yeni bilgi ve iletişim teknolojilerin getireceği
değişiklerle ilgili raporun içindekiler bölümü aşağıdadır:
- Giriş
- Bölüm 1: " Gelecekteki Üniversiteler ve Yeni Teknolojiler:
Olasılıklar ve Konular", Daniel Atkins (Michigan Üniversitesi,
Amerika)
- Bölüm 2: "E-öğrenme: Gelişimi ve Vaat Ettikleri", Stéphan
Vincent-Lancrin (OECD)
- Bölüm 3: "Şeffaf Kültür: Açık Software Kaynağı, Açık Erişim
ve Açık Eğitim Kaynakları", Jan Hylén (OECD)
- Bölüm 4: "Yeni Bin Yıl Öğrencileri Yükseköğretime Girdiklerinde",
Francesc Pedro (OECD)
- Bölüm 5: "Video Oyunları Yükseköğretimi Nasıl Dönüştürebilir",
David Shafer (Wisconsin Üniversitesi, Amerika)
YÜKSEKÖĞRETİM İÇİN GELECEKTE DÖRT SENARYO
Bugünden alınacak kararlar, zamanla manevra alanını ciddi
bir şekilde daraltmasının yanında geleceği de belirleyecektir.
Bu yüzden yükseköğretimde uzun vadeli düşünme önemlidir.
Bu yazı, yükseköğretimin geleceğiyle ilgili süregelen projenin
bir parçası olarak OECD Sekreterliği tarafından geliştirilen
yükseköğretim sistemleriyle ilgili dört senaryoyu sunmaktadır.Geleceğin
Üniversitesi projesi, hükümetteki karar vericileri ve yükseköğretimdeki
diğer önemli paydaşları bilgilendirmek ve onlar tarafından
yapılacak stratejik değişimler hususunda onlara yardımcı olmak
için dizayn edilmiştir.
Senaryolar, geleceği önceden öngörmek anlamına gelmemektedir.
Senaryolar "eylem için esas temin edebilen geçmiş, şimdi ve
gelecekteki gelişmelerle ilgili farklı bakış açılarını yansıtan
geleceğe ilişkin alternatif varsayımların uyumlu ve tutarlı
açıklamaları" olarak tanımlanabilir. Bunlar, kısmen temkinli
strateji ve eylemler kısmen de karar vericilerin kontrolleri
dışındaki faktörler tarafından şekillenecek olan geleceği düşünmede
birer araçtırlar.
Senaryolar, genellikle kabullene geldiğimiz sorunlar üzerinde
yaratıcı düşünmeyi ve konuları izole etmekten ziyade onlara
holistik açıdan bakmamızı sağlayacak ciddi ve yapısal yöntem
için hayal gücünü oluşturmada yararlı bir yol olabilir. Onlar
bize günlük hayatımızın rutinlerinden sıyrılmamıza yardımcı
olup aşağıdaki soruları sormamızı sağlarlar:
- Nereye gidiyoruz?
- Nereye gitmeliyiz ve niçin?
- Oraya nasıl gidebiliriz?
OECD Eğitimi Araştırma ve Yenilik Merkezi (CERI)nin gelecekle
ilgili projeleri ve gelecek metodolojisi için daha fazla bilgi
aşağıdaki internet adreslerinden ulaşılabilinir:
www.oecd.org/edu/universityfutures
www.oecd.org/edu/future/sft
1. Senaryo
Açık Bir Network Ağı Oluşturma
Bu senaryoyla yükseköğretim tam anlamıyla uluslararası bir
yapı haline gelmiş olup, kurumlar, bilginler, öğrenciler ve
sanayi gibi diğer aktörler arasında yoğun bir ağı içermektedir.
Rekabetten ziyade işbirliğine dayalı bir modeldir.
Kurumların network ağının artması ve sistemlerin kademeli
olarak uyumlu hale gelmesi, öğrencilere ortaöğretim sonrası
küresel eğitim ağından kurslar ile kendi müfredat ve derecelerini
seçmelerine olanak sağlar. Uluslararası toplantılarda akademisyenlerin
de belirttiği gibi bazı kısıtlamaların olmasıyla birlikte öğrenciler
büyük bir özerkliğe sahiptirler. Genellikle yurtdışında öğrenim
görmektedirler ve mekan problemi olmaksızın sadece on-line
üzerinden verilen dersleri seçmektedirler.
Yeni teknolojiler öğretim yaklaşımında genellikle on-line
ortamında verilen standart kurslarla, sınıfta geçirilen zamanın
daha küçük seminerlerle ve tartışmalarla farklı olarak kullanılmalarıyla
ve öğrencilerin bireysel projelere daha fazla vakit ayırmalarıyla
özellikle lisans düzeyinde değişiklikler getirmektedirler.
Çalışmaların modüler hale gelmesi hem mümkün kılınmakta hem
de İngilizce'nin ortak dil olarak gelişmesi pekiştirilmektedir.
Ana dil olarak İngilizce'nin konuşulmadığı ülkelerde bile birçok
kurs gerçekte İngilizce olarak verilmektedir. Gelişmiş mesleki
eğitim kurumları benzer uluslararası network ağı oluşturmaktadırlar
ve daha bir genel yükseköğretim kurumları olmaktadırlar.
Uluslararası iş birliği araştırması, kurumlar arasındaki
mevcut serbest ve açık bilginin getirmiş olduğu yoğun network
ağıyla güçlendirilmektedir. Yükseköğretim kurumları arasında
halen güçlü bir hiyerarşi bulunmaktadır: bazı kurumlar veya
araştırma bölümleri kendilerine daha fazla fon çekmektedirler
ve daha iyi çalışma koşulları ve daha bir saygınlıkları vardır.
Kurumlar esas itibariyle benzer prestije sahip kurumlarla ortak
olma ve network oluşturma eğilimlerini sürdürmektedirler.
Aynı zamanda, teknolojinin getirmiş olduğu network ağı bu
kurumlara bilgideki gelişmelerden yararlanmak için araştırmaya
(gelişmekte olan ülkelerdeki kurumları da kapsamaktadır) yoğunlaştırmalara
gerek kılmamaktadır. Daha az kaynağa sahip olan yükseköğretimdeki
akademisyenlerin ve öğrencilerin, daha önce iyi kaynağa sahip
olan kurumlardaki araştırma ve ekipmanlarına şimdi uzaktan
erişimleri bulunmaktadır. Araştırma verileri günümüzde internette
mevcuttur; yeni araştırma verileri akademisyenler ve öğrenciler
tarafından tekrar kullanabilir; simülasyon, hesaplama ve görsel
araçlar herkese açıktır.
Değişim İçin Ana Hususlar
"Açık Network Ağı Oluşturma" senaryosu kurumlar ve ülkeler
arasında yükseköğretim sistemlerinin giderek daha uyumlu olmasını
sağlayan gönüllü işbirliğiyle gerçekleşebilir. Artan işbirliği
yüksek öğretim kurumları arasında zamanla anlayış ve daha bir
güven oluşturmaktadır ve bu durum yabancı eğitim önerilerinin
kabulünü kolayca sağlamaktadır.
İletişim ve ulaşım maliyetlerinin daha az olması ile bilgi
ve iletişim teknolojisi, uluslararası ağ oluşturma sistemini
kolaylaştırmaktadır. Sivil toplum ve akademisyenlerin giderek
vurguladıkları akademik araştırmalarının büyük ölçüde vergi
ödeyenler tarafından karşılanması ve böylece bilginin serbest
hale gelmesi ideali olan açık bilgi ideali de bu durumu güçlendirebilir.
İlgili Gelişmeler
- Avrupa'daki Bologna süreci, çalışma yoluyla ilgili bazı
uyumları sağlamaktadır ve bu durum dünyanın diğer bölgelerindeki
benzer gelişmeleri etkilemektedir.
- Uluslararası akademik ortaklık, işbirliği ve yurtdışında
çalışma süreleri de geçmiş yirmi-otuz yılda hızla gelişmektedir.
- Hızlı bir şekilde artan bilgisayar gücünün İnternetin sağlamış
olduğu ucuz ve hızlı iletişimle birleşmesi eğitim ve araştırma
için yeni açılımlar açmaktadır.
- Entelektüel nitelik haklarını yönetmek için geleneksel yollara
karşı çıkan açık kültürlülük kabul görmektedir.
Sorular
- Bir bilgi ekonomisinde bu model ekonomik
açıdan sürdürülebilinir mi?
- Böyle bir sistemde hangi güçler farklılığı (bir noktada birleşmekten
ziyade) sağlayabilir?
- Network ağların sadece kendi üyelerinin ilgililerine hizmet
etmeyecek ve küresel seviyede ulusal hiyerarşiyi tekrar üretmelerini
engelleyecek olan güdüler nelerdir?
- Hangi jeo- stratejik ortamda böyle bir model gelişebilir?
2. Senaryo
Yerel Topluluklara Hizmet Etme
Bu senaryo, yükseköğretim kurumları ulusal ve yerel misyonlar
üzerine (tekrar odaklanmak) odaklanmaktadırlar. Yerel ve bölgesel
topluluklarla iç içe geçmiş olup, öğretim ve araştırmalarında
yerel ekonominin ve toplulukların ihtiyaçlarına yer vermektedirler.
Günümüzde yükseköğretim, büyük ölçüde halk tarafından finanse
edilip yönetilmektedir. Akademilere güvenilir yerler olarak
bakılır ve bunların da eğitim ve araştırma süreçlerinde kontrolleri
bulunmaktadır. Az sayıdaki "seçkin" yükseköğretim kurumları
ve araştırma bölümleri uluslararası network ağına (şu anda
uluslararası süreçte bazı problemlerin olmasına karşın) bağlı
olup, ulusal sıralamada üst düzey konumlarını devam ettirmektedirler
Ancak, orta düzeydeki yükseköğretim kurumları ise yerel bölgenin
ve topluluğun ihtiyaçlarına göre öğretim ve araştırmalarını
yoğunlaştırmaktadırlar.
Uluslararası alanda araştırma isteklerinin azalmasıyla birlikte
finansman konusu daha az yer işgal etmektedir. Yerel otoriterler
ve iş adamları yerel kurumları desteklemek istemektedirler;
eğlence yerleri de bundan bir ölçüde gelir elde etmektedirler.
Üniversiteler ve politeknikler aşağı yukarı
eş düzeyde olup üniversitelerin araştırmadaki rolleri geçmişte
olduğundan daha azdır. Bu iki kurum türü de başlangıç aşamasında
ve hayat boyu öğrenme konularını oluşturmak için sanayilerle
daha yakından çalışarak toplumlarına cevap vermektedirler.
Aynı zamanda yaşlanmış insanlara eğlenceli eğitim sunmaktadırlar.
Nüfusu yaşlanan ve azalan bölgelerde, yükseköğretim kurumları
önceden öngörüldüğü gibi ortadan kalkmamışlardır.
Akademik araştırma sahası bir bakıma küçülürken araştırma,
hükümet sektöründe tekrar yer edinmektedir. Fizik ve mühendislik
gibi "stratejik" alanlardaki araştırmalar hükümet sektöründe
yerlerini tekrar almaktadırlar ve uluslararası işbirliği araştırmaları
çok sınırlı sayıdaki "dost" ülkelerle devam etmektedir. Üniversite
merkezli akademik araştırmalar, milli kültürü devam ettirmesi
bakımından değerli görülen sosyal ve beşeri bilimler üzerinde
yoğunlaşmaktadır.Akademiler araştırma yapmaya devam etmektedirler,
fakat onların birinci amacı araştırma olmayıp öğretimdir.
Değişim İçin Ana Hususlar
Küreselleşmeye karşı sert bir tepki "Yerel
Topluluklara Hizmet Etme" senaryosunu harekete geçirebilir.
Hükümetler yükseköğretimin ulusal misyonlarına güçlü bir vurgu
yapmaktadırlar. Son zamanlarda artan terör saldırıları ile
savaşlar, göçlerin artması ve milli kimliğin yabancı etkilerle
ve küreselleşmeyle tehdit edilmesiyle ilgili hüsran uğrama
gibi birçok farklı sebepten dolayı nüfusun genelinde uluslararası
sürece karşı şüphe artmaktadır. Jeo-stratejik amaçlar için
hükümetler iddialı yeni askeri araştırma programları başlatmaktadırlar
ve doğa bilimleri, hayat bilimleri ve mühendislik alanlarında
sayıları giderek artan araştırma konularında güvenlik sınıflandırması
vermektedirler.
İlgili Gelişmeler
- Göç konusu birçok OECD ülkesinde hararetli politik tartışmaların
merkezinde olup insanlar tarafından her zaman iyi karşılanmamaktadır.
- Ekonomik ve kültürel sebebe bağlı olarak küreselleşme karşıtı
hareket artmaktadır ve son on yılda jeo-stratejik kaygılar
ön plana çıkmaktadır.
- Politik söylevlerde yükseköğretimin bölgesel ve ulusal misyonlarının
gittikçe altı çizilmektedir ve yükseköğretimden sosyal uyumu
sağlanmasında daha büyük bir rol oynaması istenmektedir.
Sorular
- Bu durum ülke içinde daha büyük eşitsizliklere yol açacak
mı? (zengin bölgelerin yalnız zengin üniversiteleri finanse
edebilmesi gibi).
- Bilimsel araştırmanın ilerlemesi için uluslararası network
ağından kopmak neyi ima edecektir?
- Bu yeniden yoğunlaşma en çok uluslararası hale gelmiş ülkeler
için özellikle nüfus azalmasıyla karşılaştıklarında neyi ima
edecektir?
3. Senaryo
Kamunun Yeni Sorumluluğu
Bu senaryoda, yükseköğretim şu anki durumda olduğu gibi esasında
devlet tarafından finanse edilmektedir. Ancak, pazar gücü ve
ekonomik teşvikleri de kapsayan "kamunun yeni yönetim" mekanizmasının
kullanılmasıyla ilgili daha büyük bir ilgi odağı bulunmaktadır.
Yükseköğretim kurumları özerk (ya da yasal olarak özeldir)tir.
Bütçelerindeki önemli pay için halen devlete bağımlıdırlar.
Yine de, kurumlar yabancı eğitim pazarları, harç ücretlerinin
özerkleşmesi, akademik araştırmalarını patentleştirmesi ve
mali kaynaklarını çeşitlendirmek için sanayi ile olan ekonomik
ilişkilerden yararlanmaktadırlar.
Üniversitenin çoğu kaynakları öğrenci harçlarından iş ve özel
kuruluşlardan gelerek özel olduğu için, devlet ve özel yükseköğretim
kurumları arasındaki sınırlar ayrışmaktadır. Öğrenci ve aileler,
eğitimlerinin bir kısmını veya hepsini kredilerle finansman
etme olasılığıyla öğrenim maliyetlerinin önemli bir bölümünü
karşılamaktadırlar.
Kurumlar diğer sermaye sahiplerinin yanında devlete karşı
daha sorumludurlar. Aynı zamanda bütün yaş grubundaki öğrencilerin
öğrenme ihtiyaçları ile birçok farklı öğrenme ihtiyaçlarına
daha dikkatlidirler. En iyi öğrencileri kendilerine çekmek
ve harç ücretlerini ayarlamak için akademik araştırmadaki saygınlık
kurumların asıl rekabetçi avantajı olmaya devam ederken, öğretim
kalitesi ve görevlendirme gibi diğer faktörler de öğrenciler
ve aileleri tarafından göz önüne alınmaktadır.
Kurumlar arası (içinde) iş birliği daha belirgin hale gelirken,
bunların birçoğu öğretim ve araştırmada farklı misyonlarda
- onların hem araştırmayı hem de öğretimi gerçekleştirmeyi
devam ettirmelerinden kesinlikle alıkoymayan bir farklılaşma-
uzmanlaşmaktadırlar. Birçok yüksek öğretim kurumu bazı araştırma
fonlarını kendi fonlarına tahsis etmektedirler.
Ancak akademik araştırma için devlet fonları dağıtımın büyük
bir bölümü genellikle dış kaynaklardan sağlanıp, belli araştırma
projelerini finanse etmekte ve onları rekabetçi emsal taramasına
göre vermekte kullanırlar. Sonuç olarak, daha az sayıdaki
yükseköğretim kurumları arasında araştırma fonu için daha çok
ulusal rekabet olmaktadır. Son zamanlarda Avrupa Birliği içinde
oluşturulan Avrupa Araştırma Konseyi'nin Avrupa akademik araştırmaları
için artırdığı fonların dışında çok az sayıdaki araştırma fonları
ulusal sınırın dışına çıkmaktadır.
Değişim İçin Ana Hususlar
"Kamunun Yeniden İdaresi" senaryosunda devlet yönetimindeki
değişim, yaşlanan toplumun yaratmış olduğu artan bütçe baskılarına
bağlı olabilir. İlk önce birkaç devlet tarafından başarıyla
uygulandıktan sonra bu kamu yönetim doktrini, kurumların ulusal
hükümetlerin uzağında devlet ve özel kaynakların karışımıyla
hareket etmelerini çağırmaktadır.
Hesap verebilirlik, şeffaflık, verimlilik ve etkinlik, yanıt
verebilirlik ve ileri görüşlü olmak iyi devlet yönetimin altın
standartlarıdır. Artan devlet borçları, yüksek öğretim maliyetlerinin
önemli bir bölümünü hükümetlerden eğitimin diğer paydaşlarına
özellikle öğrencilere ve ailelerine yüklemiştir. Yaşlanan toplumlarda,
sağlık ve emeklilik giderleri günümüzde hükümetlerin öncelikli
harcama kalemlerini oluşturmaktadır.
İlgili Gelişmeler
- Giderlerin paylaşılması birçok OECD ülkesinde tartışma konusudur
ve bazı ülkeler son zamanlarda kurumların finansman kaynağını
artırmak için harç ücretlerini artırdılar.
- Yükseköğretim kurumlarına ulusal hükümetler tarafından daha
fazla özerklik verilmektedir ve bazı durumlarda yasal olarak
özelleştirilmektedirler (finansman için halen devlete önemli
ölçüde bağlı oldukları halde).
-Yükseköğretim kurumlarının gittikçe araştırmacı ve eğitimde
daha girişimci olması teşvik edilmektedir.
- Yükseköğretim ve araştırma kurumlarına blok olarak parasal
yardım edilmesinden ziyade araştırma fonları, gittikçe rekabetçi
süreçler vasıtasıyla özel projelere tahsis edilmektedir.
Sorular
- Gerçek iş pazarı önceki pazarın yerini aldığında ve hükümetler
sistemleri üzerinde bazı veya çoğu kontrollerini kaybettiklerinde
bir kırılma noktası olur mu?
- Birkaç yükseköğretim kurumundaki araştırma kapasite yoğunluğu
hangi noktada teşvik edilmelidir?
- Bu model sistemlerin bireysel, sosyal ve ekonomik ihtiyaç
(araştırma, eğitimin ilköğretim, ömür boyu öğrenim, seçkin
ve özel eğitim gibi) çeşitliliğine daha fazla nasıl yanıt verebilir?
4. Senaryo
Yükseköğretim Kurumlarının Şirketleşmesi
Bu senaryoda, yükseköğretim kurumları ticari bazda eğitim
ve araştırma hizmetleri vermek için küresel bir boyutta rekabet
etmektedirler.
Her daim Ticaret Hizmetlerindeki Genel Anlaşma'da olduğu gibi,
araştırma ve öğretim gittikçe birbirlerinden ayrışmaktadırlar.
Yükseköğretim kurumları kendi esas işleri olduklarını düşündükleri
- ya öğretim yada araştırma- konular üzerinde yoğunlaşmaktadırlar.
Bu yüzden araştırma üniversiteleri hemen hemen hiç öğretimde
bulunmazlarken çoğu mesleki ve genel eğitim kurumları sadece
öğretimde yoğunlaşmaktadırlar.
Günümüz pazar ekonomisinin birçok bölümü iş dünyasında kullanılan
metotlarla birlikte (müşteri ihtiyaçlarına cevap verme, etkili
yönetime dikkat ve kurumların idaresi gibi) talebe göre ayarlanmışken,
en prestijli kurumlar emsal değerlendirmesiyle yönetilip daha
çok arza göre ayarlanmışlardır. Hükümetler arkeoloji ve Sanskritçe
gibi ticari ilginin az olduğu bölümlerde araştırma ve öğretimi
halen teşvik etmek ve desteklemektedirler. Fakat, serbest ticaret
ilkelerinden sonra bu desteklemeler ticari araştırma eğitimindeki
ticareti değiştirmemelidir. Küresel pazarda mesleki eğitimin
büyük bir payı bulunmaktadır.
Öğrenciler için şiddetli bir rekabet bulunmaktadır. Birçok
üniversite yurtdışında yeni kurumlar veya branş kampüsleri
açarak eğitim programlarını ayrıcalıklı kılmaktadır. Bireysel
ve hatta bütün yükseköğretim sistemleri kendi mücadeleci avantajlarına
göre uzmanlaşmaktadır. Bazı ülkelerin kaliteli lisans eğitim
konusunda saygınlık kazanmasıyla ve diğerlerin de lisansüstü
öğrencilerine eğitim verme ve araştırma yapmada rekabetçi olmasıyla
beraber uluslararası yeni bir işbölümü ortaya çıkmaktadır.
Önceden "ortaya çıkan ülkeler" seçilmiş/ özel araştırma alanlarında
(Hindistan'da teknoloji, Çin'de ziraatçılık gibi) rekabetçi
avantajlar geliştirmektedirler ve kaynak paylaşım araştırması
yaygın hale gelmektedir. Hindistan ve Singapur gelişen dünyada
eğitim hizmetlerini ihraç eden önemli ülkelerdendir.
Pazar ekonomisinin araştırma bölümünde, çok iyi akademi araştırmacıları
için uluslararası kıyasıya rekabet bulunmaktadır. Temel eğitim
projeleri halen hükümetler tarafından finanse edilmektedirler,
fakat dünyadaki tüm araştırma merkezlerine yapabilecekleri
teklifleri takip etmektedirler. Araştırma
sektörü hızlı bir şekilde yoğunlaşmaktadır. Uluslararası derecelendirmeler
rekabetçi kaliteli farklı eğitim fırsatları konusunda öğrencileri
bilgilendirmede önemli rol oynamaktadırlar.
Son olarak, yerel diller mesleki ve lisans eğitiminde halen
kullanırken İngilizce araştırma ve lisansüstü çalışma dili
olmaktadır. Birçok sınır ötesi yükseköğretim kurumları ve programları
hemen hemen eğitim alan ülkenin yerel personeliyle çalışmaktadır.
Değişim İçin Ana Hususlar
"Yükseköğretimin Şirketleşmesi" projesi eğitimde ticaret özgürlüğünün
bazı formlarıyla gerçekleşebilir. Esasında birkaç ülkenin önderlik
ettiği yükseköğretimde ticaret hususu mesafe kazanmaktadır
ve daha yaygın hale gelmektedir. Sayıları gittikçe artan hükümetler
yükseköğretim sektörünü özgürleştirmeye karar vermektedirler
ve Dünya Ticaret Örgütü veya iki taraflı ticaret anlaşmalarındaki
Ticaret Hizmetlerindeki Genel Anlaşma görüşmelerinde bu işi
kendileri bile üstlenmektedirler.
Bu yüzden yükseköğretim ve akademik araştırma hizmetleri için
uluslararası pazar yeni ticari bağlamda ortaya çıkmaktadır.
Ulaşım ve iletişim giderlerinin düşük olması ve göç eden insanların
artması böyle bir değişimi kolaylaştırmaktadır. Aynı zamanda
özel finansmanın artması ve yükseköğretim hizmetlerinin diğer
hizmet türlerinden çok farklı olmadığının tanınmasını sağlayan
yükseköğretim provizyonu da bu durumu kolaylaştırmaktadır.
Bir bakıma, paydaşlar daha önceki devlet hizmetlerinde olduğu
gibi bu hizmetlerin dünya rekabetine açılmaması için artık
bir sebebin kalmadığını anladılar.
İlgili Gelişmeler
- Eğitim ve araştırma hizmetleri Ticaret Hizmetlerindeki Genel
Anlaşma'ya zaten dahil olmuşlardır.
- Avustralya, Malezya, Yeni Zelanda, Singapur ve İngiltere
gibi ülkeler yükseköğretim sektörünü ihracat sanayine dönüştürmekte
veya dönüştürmeye çalışmaktadırlar. Sınır ötesi yüksek öğretim
kurumları günümüzde ekonomik kazancı temsil etmektedir: sadece
öğrenci hareketliliğinden elde edilen ihracat kazancının 40
milyar Amerikan doları civarında olduğu tahmin edildi.
- Ticari düzenlemeler altında yapılan program ve kurum hareketliliği
son on yılda önemli bir şekilde artmaktadır ve bu hareketliliğe
katılan öğrencilerden alınan tam harç paralarının alındığı
ülke sayısı artmaktadır.
- Yabacı öğrencileri çekme rekabeti on yılı aşkın bir süredir
artmaktadır.
- Araştırma ve özel araştırma etkinlikleri için sınır ötesi
finansman 10-20 yıldır artmaktadır.
Sorular
- Bütün sistemler küresel olarak araştırma ve eğitimde rekabet
etmek için donamım açısından eşit midir?
- Bütün ülkeler bazı ulusal eğitim araştırması ile araştırma
kapasitelerini ellerinde tutabilecekler mi?
- Ticari bakımdan rantabıl olmayan bilgi alanlarına ne olacaktır?
- Ulusal kültürler ve diller nasıl yaşatılacaktır?
Tartışma Soruları
- Sizin bakış açınızdan, en çok istenen senaryo hangisidir?
Hangisi en olasıdır?
- En çok istenen senaryoya daha yakınlaşmaya ne götürecektir?
- Farklı senaryoların kalite, erişim, eşitlik ve yenilik bakımından
avantajları ve dezavantajları nelerdir?
- Hangi yönlerden sistemler farklı senaryolarda (devlet/özel,
araştırma/öğretim, öğrenci /alan türleri gibi) farklılık göstermektedir?
- Ne kadar finansman gerekecektir ve yükseköğretim maliyetleri
paydaşlar arasında nasıl pay edilecektir?
- Sistemin kontrolü paydaşlar arasında (hükümet, akademisyenler,
öğrenciler, işadamları gibi) farklı senaryolarda nasıl paylaşılacaktır?
- Kurumlar teşviklere, çıkarlara ve taleplere ne kadar cevap
verecektir?
*Çeviren : Aydın ASLAN
MEB Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü
UK / OECD Şubesi
|